Kuleli Evleri Basın Bülteni Ağustos 2017

Yıldırım Yapı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım, 17 Ağustos Depremi’nin 18’inci yıl dönümünde uyarılarda bulundu:
Türkiye’nin emniyet kemeri kentsel dönüşüm
17 bin kişinin yaşamını yitirdiği 45 saniyelik 17 Ağustos depremi arkasında büyük yaralar bıraktı. 17 Ağustos’un 18’inci yıl dönümünde uyarılarda bulunan Yıldırım Yapı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım, “Türkiye’de yaklaşık 7,5 milyon riskli yapı bulunuyor. Kentsel dönüşüm ülkemiz için emniyet kemeri anlamına geliyor. Kentsel dönüşüm hareketinin hız kazanması için zaman kaybetmeden harekete geçilmeli” dedi.
Deprem kuşağı üzerinde yer alan Türkiye, 17 Ağustos 1999’da çarpık kentleşmenin sonuçlarını ağır bir şekilde ödemişti. 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depremde 17 bin kişi yaşamını yitirirken, yüz binlerce vatandaş da evsiz kalmıştı. 17 Ağustos depreminin 18’inci yıl dönümünde Yıldırım Yapı Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım uyarılarda bulundu ve kentsel dönüşüm için zaman kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.
Yıldırım: Binalar yenilense de altyapı sorunu devam edecek
Türkiye’de yaklaşık 7,5 milyon riskli yapı bulunduğuna dikkat çeken Osman Yıldırım, “Deprem kuşağı üzerinde yaşıyoruz. Kentsel dönüşüm ülkemiz için ‘emniyet kemeri’ anlamına geliyor. Bugüne kadar hayata geçirilen uygulamalar, mahalleler ve kentlerin değil binaların tek tek kentsel dönüşüme girdiğini gösteriyor. Kentsel dönüşümde bina temelli değil en kötü haliyle ada bazında dönüşüm yapılmalı. Tek tek binaların yenilenmesiyle sokakların, yolların, altyapıların ve otoparkların sorun olmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Bu nedenle en azından ada olarak kentsel dönüşüm projelerine sıcak bakıyoruz” dedi.
Türkiye’nin geleceğini aşırı beklentiye heba etmeyelim’
Kentsel dönüşümün aşırı beklentiye kurban edilmemesi gerektiğinin altını çizen Osman Yıldırım, “Hak sahipleri ve müteahhitlerin aşırı beklentisi kentsel dönüşüm sürecini uzatıyor. Sektördeki 45 yıllık tecrübemizle Yıldırım Yapı Grubu olarak güvenilir, teknolojik ve çağa ayak uyduran projelere imza attık. Aynı kalitede projeler inşa etmek ve çocuklarımıza güvenilir bir Türkiye bırakmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.
Yıldırım Yapı Grubu hakkında: Yıldırım İnşaat ismiyle 1972 yılında sektöre giriş yapan Yıldırım Yapı Grubu dinamik ve yenilikçi yapısıyla 45 yıldır yapı ve inşaat sektöründe gelişim gösteriyor. Yıldırım Yapı Grubu kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yıldırım’ın temellerini attığı Yıldırım Yapı Grubu etkin yapısıyla her dönemde sektörde fark yarattı. 1985 yılında Yıldırım Mühendislik ve Mimarlık, 1987 yılında Kubilay İnşaat, 1995 yılında Cansu İnşaat ve Doğa Ürünleri, 2000 yılında da Eylül Aydınlatma ve İnşaat şirketleriyle büyüme yolunda adımlar atıldı. 2006 yılında Yönetim kurulu Başkanlığı’na getirilen Osman Yıldırım, çağdaş yönetim anlayışı doğrultusunda tüm şirketleri Yıldırım Yapı Grubu çatısı altında topladı.
Kuleli Evleri Bomonti hakkında: Butik bir proje kimliğindeki Kuleli Evleri Bomonti, İstanbul’un çekim merkezi olarak konumlanan Bomonti’de bulunuyor. 1 Ağustos 2015’te temelleri atılan Kuleli Evleri Bomonti, 69 konut, 13 ticari alandan oluşuyor. Her kesime hitap eden Kuleli Evleri Bomonti projesinde 1+1, 2+1 ve 3+1 tipi daireler bulunuyor. Yüzde 60 tamamlanan satışlar cazip kampanyalarla devam ediyor. Kuleli Evleri Projeleri hakkında detaylı bilgi için, haftanın 7 günü 09.00 ile 18.00 saatleri arasında Kuleli Evleri satış danışmanlarından bilgi alabilirsiniz.

Yaşanabilir kentlerin anahtarı kentsel dönüşüm

Çok büyük bir bölümü deprem riski altında bulunan Türkiye’de yaklaşık 7.5 milyon riskli yapı bulunuyor. Yenilenmesi gereken 7.5 milyon yapı dikkate alındığında, her yıl 500 yapının yenilenmesiyle kentsel dönüşüm süreci yaklaşık 15-20 yıl sürecektir. Bu sürecin zaman, maliyet ve enerji açısından verimli bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Kentsel dönüşüm süreci sağlıklı biçimde ele alınmadığı takdirde 20-30 yıl sonra yeniden dönüşümü konuşuyor olacağız.

Tüm aktörler rollerini iyi oynamalı

Öncelikle kentsel dönüşümü siyaset üstü bir konu olarak ele alacak bir siyasi irade, kamu otoritesi gerekiyor. Şehir plancıları kentsel dönüşüm sürecinde büyük önem taşıyor. Şehir plancılarının kentsel dönüşüm alanlarını şehircilik ilkeleri çerçevesinde makro ölçekte planlamaları gerekiyor. Bu planlar doğrultusunda mimarlar projeler hazırlamalı ve müteahhitler projelere hayat vermelidir. Kentsel dönüşümün diğer önemli aktörü olan hak sahiplerinin ise beklentisi güvenilir evler olmalıdır. Tüm bu aktörlerin rollerini sağlıklı bir şekilde oynamaları halinde mahalleler, kentler sağlıklı bir biçimde dönüştürülebilir.

Dönüşümde bütüncül yaklaşım önemli

Kentsel dönüşüm yasası olarak da bilinen Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümüne İlişkin Yasa’nın yürürlüğe girmesinden bu yana, Türkiye adeta bir kentsel dönüşüm seferberliğine girmiş durumda. Bugüne kadar hayata geçirilen kimi uygulamalar gösteriyor ki; mahalleler, kentler değil, tek tek binalar dönüşüyor. Kentsel dönüşümde lokal uygulamalar yerine bütüncül bir yaklaşıma sahip olunmalıdır. Bina temelli değil, en kötü haliyle ada bazında dönüşüm esas alınmalıdır.
Lokal düzeyde yenilenen binaların büyük bir bölümünde 20-30 yıl sonra yeniden dönüşüm gerekli hale gelecektir. Bu yenilenen binalar, depremde ayakta kalacak, altında insanlar kalmayacak ama yakın gelecekte kentler için yeni sorunlar doğuracaktır. Sokaklar, yollar, altyapı, otoparklar sorun olmaya devam edecektir. Bu nedenle dönüşüm en azından ada bazında hayata geçirilmelidir. Bütünsel yaklaşımla hayata geçirilen dönüşüm alanlarında bina altlarında toplu otoparklar, geniş cadde ve sokaklar, rekreasyon alanları ile daha yaşanabilir, sağlıklı kentler yaratılabilir.

Dönüşümü aşırı beklentiye kurban etmeyelim

Kentsel dönüşüm sürecinin en sıkıntılı ve süreci uzatan tarafını hak sahiplerinin ve müteahhitlerin beklentisi oluşturuyor. Kentsel dönüşümün başta deprem riski olmak üzere afetlere karşı sağlıklı kentler yaratma süreci olduğu akıldan çıkartılmayarak, tüm tarafların hakkına razı olması gerekiyor.
Dönüşüm öncesi hazırlık süreci de çok önemlidir. Hak sahiplerinin en baştan itibaren ilçe belediyesi ve/veya bakanlığın il müdürlüğü ile irtibat halinde olması, sürekli bilgilenmesi, hukuki, ticari, mali ve imar konularından danışmanlık ve destek alması sürecin sağlıklı yürümesi ve mağduriyetlerin, yanlış anlaşılmaların önlenmesi açısından son derece gereklidir.